Haftadan Haftaya
Her Hafta Farklı Konu ve İçerikler

Araf.

0 198

-Reklam-

Araf.


Rimbaud şöyle bir dize yazmış: ”Nezaket yüzünden hayatımı kaybettim.” Kaçınız bu cümleyi okur okumaz kaybettiği her şeyin yüzüne çarpmasıyla sarsıldı? Kaçınızın gözünün önünden bir film şeridi gibi geçmeye başladı kayıplar? Hiçbir şeyi kaybetmedik deyip yan çizmeye çalışanlar için: Kendimizi kaybettik, bu sayılmaz mı? 

Kusur örtmek, yanlışları yüze vurmamak, hoşgörülü, kibar ve nazik olmak hataydı. Ne mal olduklarını bilmiyorduk ve bilseydik de değişmeyecekti bir şey çünkü böyle doğmuştuk. Ne yaparlarsa yapsınlar affedecektik. Birileri hep aşağılık şeyler sınırını zorlayacak, birileri de hep sineye çekecekti. Biz yanlış taraftaydık. Yanlıştık.

Affettikçe, bu utanç duygusundan mahrum yaratıklar ”daha” lara yelken açtı. Daha acizi, daha düşkünü, daha iğrenci, daha midesizliği… Bu ”daha”lara ulaşmak için canla başla çalıştılar. Bundan daha kötüsü olamaz herhalde dedik, bu cümleyi çürütecek düşkünlüklere devam ettiler. Biz ne mi yaptık?

Her defasında bu son, bir daha aynısını yaparsa affetmeyeceğim deyip öfkemizi bastırmaya çalıştık, dişlerimizle yastıkları parçaladık, sindirmeye çalıştık tüm bu düşkünlükleri.. Onların yerine utandık.. Daha acısı olabilir mi? O sefil yaratıklar için utandık..

Bu da başından kaybedilmiş bir davaydı işte. Ne affetmeyi bırakabildik, ne kabullenebildik, ne de kınadığımız insanlara dönüşebildik…

İyiler ve kötüler var. Bir de arada kalmışlar var. En sancılı grup bu: ”arada kalmışlar”. Ne iyilere katılacak kadar temiz, ne de kötülere katılacak kadar düşkünler.. Biz arada kalmışlarız.

Bu dünyanın ”Araf”ı biziz.


Araf.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.